Menü
  • Ana Sayfa
  • Tüm Şiirler
  • Sizden Gelenler
  • Şairler
  • Yeni Şiirler
  • En İyi Şiirler
  • İletişim
Üyelik Paneli
  • Üye Ol
  • Şifremi Unuttum
Son Eklenen Şiirler
  • Sol Anahtarının Çengelinde
  • Yüzyılın Aşkı
  • Ne Güzeldir, Pendik te Zaman
  • Daha On Yaşındayım
  • Hasret Zehirli Yılan
  • Baban Mı Derler
  • İşte benim Sevgim
  • Her Nefeste Desem
  • Uzay Ve Dünya
  • Toplam Şiir : 27914
  • Toplam Şair : 4521
Dost Siteler
 
  • Duygusal Çocuk
  • Sevgiliye
  • Forum
  • Sensiz Kaldım
  • Rüya Tabirleri
  • Oyun Yerimiz
  • Ders Yerimiz
  • Kadınca
  • Kav

    Otomobil birden çıkıyor yoldan
    Bir deniz kıyısında duruyor
    Büyü bıçağı koparıyor onu gri harmanili kayalardan
    Yalnız sırtlarından sezilen haçlı erleri kayalardan
    Kayalar kapatıyor onun arkasını som
    Düşünceyle şekerlendirilmeden
    Günse eriyor yön yön Van Goghsu bir kırmızılık
    Kirazların ve güllerin tifoya kardeş çıkan rengi
    Kokuları bile kıpkırmızı olan günlerin
    Ve otomobilden inen sensin iki avcunda deniz
    Çevrene üşüşen zeytin ağaçları
    Arkandan ininler o kimlerdir ki avuçlarına gülüyor
    Oluşa gülüyorlar kuşlara çocuklara
    Kuşların bir başak biçimi olan o çocuklara
    Ki senin ellerini görmek bir kurtuluştur çocuklara
    Sen yüzünde Akdeniz memnunluğu sen Truvalı Helen
    Sana gelmiş bütün yananlılar atlı arabalarla
    Atlarla otomobillerle uçaklarla
    Bütün kiraz yangını çocukları andıktan sonra
    Evrenin akşamından döndünüz evlerin parmaklıklarına

    Almışsın üstüne örtücülüğünü siyah kahverenginin
    Ağaç gövdelerinin kavların rengini
    Tabiat seninle canlı ve yeni
    Tabiatı duruşun ve bakışınla verimlendirmişsin
    Ey geçmez gençliğin telaşsız sesi
    Sesinle ölümü ürkütmüş terletmişsin
    Bir piknik yer altı gençliğine gözlerin
    Saçların bir başlangıc eski zaman leylaklarına
    Bir vakit gelse ki kapansam ayaklarına
    Geçen zamanı yanlış bir rüya gibi yorumlasam
    Resmini yunanlılardan kalma kayalara oysam
    Gitsem Bergama Tiyatrosunda seslensem ismini
    Benimle birlikte tabiat çağırsa seni
    Eski çağ çağırsa seni
    yeni çağ çağırsa seni
    Her piknik gezintinde yaptıkları gibi
    Çiçek kuş arı ve mavi gökte güneş
    Seninle dolanırlar çocuk oyunlarında dağ düğünlerinde
    Ve kayalar ilk olarak atalardan arınmış
    Büyümüş denizden gelen sabırsız seslerle
    Sonbahar papirüslerini birer birer atmış
    Kentse yüzyıllarca ilerde ve ötede
    Sen halk ve çocuklar ve bir portatif çadır
    Ve kalakalmış bir oto uçurum kenarında
    Hafta içi gel gitleri denizde kanayıp ıslanış
    Güneş sevinçli yaşlarda kararmış
    Tabiatla konuşmaya başlarsın bardakların derinliğinde

    Çin çay bardaklarının
    Birbirinizi yitirirsiniz tabiatın sisinde
    Biriniz Kafdağında biriniz Çinseddinde
    Deniz yüreğinizin telaşsızlığın aydınlığını emer de
    Akşamın üstüne boşanır yanar beyaz gecelerde
    İyot kokulu yalnızlık panayırlarında
    Ben bir peri masalı gibi anılırım o anda
    Gelip geçen bir nöbet gibi o anda orada

    Saçılan eşya toplanır otomobil çalıştırır dönüş başlar
    Tabiatla son alışverişi yapar çocuklar
    deniz yavaş yavaş siyah bir kabuk bağlar
    Çayırlar üzerinde soğan yumurta kabukları büzülmüş kağıtlar
    Sende kadınlığın o sonsuz gülümsemesi ve toparlanışı var
    Gözler hep arkadadır acaba unutulan bir şey mi var
    Mutlaka unutulan bir şey var
    Gün bir bomba gibi düşer ve batar
    Arkaya son bir göz atılır otomobile doluşur
    Şimdi sizi tabiattan koparan geri alan bir asfalt
    Şehrin düşüncelerini yayınlayan kalorifer bacaları
    Oraya buraya koşuşan insanlar
    Ve bütün ışıklar yanar


    Oy Ver :

    1 2 3 4 5


    Arkadaşına Gönder     Yazdır
    Şair : Sezai Karakoç // Aldığı Oy : 4 // Okunma : 52
    Copyright © 2009 ŞiirSeli.Com