Menü
  • Ana Sayfa
  • Tüm Şiirler
  • Sizden Gelenler
  • Şairler
  • Yeni Şiirler
  • En İyi Şiirler
  • İletişim
Üyelik Paneli
  • Üye Ol
  • Şifremi Unuttum
Son Eklenen Şiirler
  • Ömrümce
  • Ukala
  • Boyama Kitabı (Çocuk Şiiri)
  • Garibin Sevdası
  • Sarhoş Aşıklar
  • Bulutta Salıncak
  • Annem…! Bir Gülüşüne Güneşi Ku
  • Sincabı Tutamazlar (Çocuk Şiir
  • A b c Ne olursan ol gel
  • Toplam Şiir : 27891
  • Toplam Şair : 4520
Dost Siteler
 
  • Duygusal Çocuk
  • Sevgiliye
  • Forum
  • Sensiz Kaldım
  • Rüya Tabirleri
  • Oyun Yerimiz
  • Ders Yerimiz
  • Kadınca
  • Bir gün mutlaka

    Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
    Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
    Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
    Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
    düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
    Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
    Sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda,
    sandviç yiyoruz, dünyadan konuşuyoruz.
    Çiçekler açıyor durmadan, savaşlar oluyor, her şey nasıl bitebilir bir bombayla,
    nasıl kazanabilir o kirli adamlar
    Uzun uzun düşünüyor, sularla yıkıyorum yüzümü temiz bir gömlek giyiyorum
    Bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu hân-ı yağma
    Ama yorgunum, şimdi, çok sigara içiyorum, sırtımda kirli bir pardesü
    Kalorifer dumanları çıkıyor göğe, cebimde Vietnamca şiir kitapları
    Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum öbür ucundaki ırmakları
    Bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda
    Köprülerden geçiyorum, karanlık yağmurlu bir gün, yürüyorum istasyona
    Bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya
    İnsanlar, motor sesleri, sis, akıp giden su
    Ne yapsam... ne yapsam... her yerde bir hüzün tortusu
    Alnımı soğuk bir demire dayıyorum, o eski günler geliyor aklıma
    Ben de çocuktum, sevgilerim olacaktı elbette
    Sinema dönüşlerini düşünüyorum, annemi her şey nasıl ölebilir,
    nasıl unutulur insan
    Ey gök! senin altında sessizce yatardım, ey pırıl pırıl tarlalar
    Ne yapsam... ne yapsam... Dekart oluyorum sonradan...
    Sakallarım uzuyor, ben bu kızı seviyorum, ufak bir yürüyüş
    Çankayaya
    Bir pazar, güneşli bir pazar, nasıl coşuyor yüreğim, nasıl karışıyorum insanlara
    Bir çocuk bakıyor pencereden, hülyalı kocaman gözlü nefis bir çocuk
    Lermontovun çocukluk fotoğraflarına benzeyen kardeşi bakıyor sonra
    Ben şiir yazıyorum daktiloda, gazeteleri merak ediyorum,
    kuş sesleri geliyor kulağıma
    Ben mütevazı bir şairim, sevgilim, her şey coşkulandırıyor beni
    Sanki ağlayacak ne var bakarken bir halk adamına
    Bakıyorum adamın kulaklarına, boynuna, gözlerine, kaşlarına,
    yüzünün oynamasına
    Ey halk diyorum, ey çocuk, derken bende bir ağlama
    İlençleniyorum bütün bireyci şairleri, hale gidiyorum portakal almaya
    İlençleniyorum o laf kalabalıklarını, kurumuş yürekleri, bireyin kurtuluşunu filan
    İlençliyorum o kitap kurtlarını, bağışlıyorum sonradan
    Uzun kış gecelerinden sonra, masallarda anlatılan
    Durup durup bunları düşünüyorum, bir sevinci bir hüzün izliyor arkadan
    Yüreğim ipesapa gelmez bir bahar göğü, Türkçe bir yürek kısaca
    Beklemek usandırıyor, telaşlı telaşlı bir şeyler anlatıyorum sağda solda
    Bir otobüse biniyorum, inceliyorum bir böceği tutarak kanatlarından merakla
    Yürürdüm eskiden baharda, o yıkıntıların ve çayırların olduğu alanlara
    Aklıma şiiri gelirdi o yaşlı Amerikalının sonbaharı anlatan şiiri
    Çayırlar vardı o şiirde, baharı anımsatan ne de olsa
    Böylece yeniden hazırlanıyorum bir coşkuya, yeniden sokaklara fırlamaya
    Kendimi atmak bir uçurumdan balıklama
    Büyük ve mavi bir şey izlenimi var bende, gördüğüm filmlerden mi ne
    Bir şapka, telaşlı bir gök, sıcak yapay bir dünya
    Anlat anlat bitmiyor, bitmiyor bendeki daüssıla
    Bütün sevgilerimi harcayabilirim bir çırpıda, yağmurlu o yollar geliyor aklıma
    Benzin kokuları, ıslak direkler, babamın esmer bir somun gibi tombul ve sıcak elleri
    Uyurdum. Bir de bakmışsın yeni bir filim sinemada, şehirde yeni bir kız,
    kahvede yeni bir garson
    O üzgün ve sabahlıklı dururdu balkonda...
    Şimdi ne var hüzünlenecek bunda, nedir bu çatlatan yüreğimi bu telaş
    Sanki yarın ölecek gibiyim, birazdan polisler gelecek ya da
    Gelip alacaklar kitaplarımı, daktilomu, bu şiiri, sevgilimin fotoğrafını duvarda
    Soracaklar babanın adı ne, nerde doğdun, teşrif eder misiniz karakola
    Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür ucundaki ırmakları
    Bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor Vietnamda
    Ağlayarak bir yürek resmi çiziyorum havaya
    Uyanıyorum ağlayarak, bir gün mutlaka yeneceğiz!
    Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey işalatçılar, ihracatçılar, ey şeyhülislâm!
    Bir gün mutlaka yeneceğiz! Bir gün mutlaka yeneceğiz! bunu söyleyeceğiz bin defa!
    Sonra bin defa daha, sonra bin defa daha, çoğaltacağız marşlarla
    Ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda
    Yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla
    Yürüyeceğiz çoğala çoğala...


    Oy Ver :

    1 2 3 4 5


    Arkadaşına Gönder     Yazdır
    Şair : Ataol Behramoğlu // Aldığı Oy : 0 // Okunma : 43
    Copyright © 2009 ŞiirSeli.Com