Menü
  • Ana Sayfa
  • Tüm Şiirler
  • Sizden Gelenler
  • Şairler
  • Yeni Şiirler
  • En İyi Şiirler
  • İletişim
Üyelik Paneli
  • Üye Ol
  • Şifremi Unuttum
Son Eklenen Şiirler
  • Sol Anahtarının Çengelinde
  • Yüzyılın Aşkı
  • Ne Güzeldir, Pendik te Zaman
  • Daha On Yaşındayım
  • Hasret Zehirli Yılan
  • Baban Mı Derler
  • İşte benim Sevgim
  • Her Nefeste Desem
  • Uzay Ve Dünya
  • Toplam Şiir : 27914
  • Toplam Şair : 4521
Dost Siteler
 
  • Duygusal Çocuk
  • Sevgiliye
  • Forum
  • Sensiz Kaldım
  • Rüya Tabirleri
  • Oyun Yerimiz
  • Ders Yerimiz
  • Kadınca
  • Zindandan Mehmede Mektup

    Zindanda iki hece. Mehmedim lafta!
    Baba katiliyle baban bir safta!
    Bir de geri adım,boynunda yafta...
    Halimi düşünüp yanma Mehmedim!
    Kavuşmak mı?..Belki ..Daha ölmedim!
    Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
    Kırmızı tuğlalar altı köşli.
    Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
    Git ve gel... Yüz adım...Bin yıllık konak
    Ne ayak dayanır buna ,ne tırnak!
    Bir alem ki, gökler boru içinde.
    Akıl almazların zoru içinde
    Üstüste sorular soru içinde.
    Düşün mü, konuş mu, sus mu , unut mu?
    Buradan insan mı çıkar, tabut mu?
    Bir idamlık Ali vardı, asıldı
    Kaydını düştüler, mühür basıldı.
    Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı
    Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
    Bahçeye diktiği üç beş karanfil...
    Müdür bey dert dinler, bugün "maruzat"!
    Çatik kaş...Hükümet dedikleri zat...
    Beni Allah tutmuş kim eder azat?
    Anlamaz; yazsız, pulsuz, dilkeçem...
    Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!
    Saat beş dedi mi, bir yırtıcızıl
    Sayım var, maltada hizaya dizil!
    Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
    İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
    Urbalarla kemik, mintanlarla et.
    Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat;
    Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
    Yalnız seccademin yönünde şefkat
    Beni kimsecikler okşamaz madem
    Öp beni alnımdan, sen seccadem!
    Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
    Dakika düşelim, senelik paydan!
    Zindanda dakika farksız aydan
    Karıştır çayını zaman erisin
    Köpük köpük, duman duman erisin!
    Peykeler, duvara mıhlı peykeler
    Duvarda, başlardan yağlı lekeler
    Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
    Duvar,katil duvar yolumu biçtin
    Kanla dolu sünger... Beynimi içtin
    Sukut... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
    Tek nokta seçemez dünyada nazar
    Yerinde mi acep, ölu ve mezar?
    Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
    Güneşe göç varda , kalan biz miyiz?
    Ses demir, su demir ve ekmek demir...
    İstersen demirde muhali kemir.
    Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
    Garip pencerecik, küçük daracık;
    Dünyaya kapalı, Allaha açık
    Dua, dua eller karıncalanmış;
    Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
    Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış
    Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu
    İplik ki incecik, örer boşluğu
    Ana rahmi zahir, şu bizim koğuş
    Karanlığında nur, yeniden doğuş....
    Sesler duymaktayim; Davran ve koğuş!
    Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
    Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!
    Mehmedim, sevinin , başlar yüksekte!
    Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
    Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
    Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
    Gün doğmuş ,gün batmış , ebed bizimdir


    Oy Ver :

    1 2 3 4 5


    Arkadaşına Gönder     Yazdır
    Şair : Necip Fazıl Kısakürek // Aldığı Oy : 0 // Okunma : 49
    Copyright © 2009 ŞiirSeli.Com