Menü
  • Ana Sayfa
  • Tüm Şiirler
  • Sizden Gelenler
  • Şairler
  • Yeni Şiirler
  • En İyi Şiirler
  • İletişim
Üyelik Paneli
  • Üye Ol
  • Şifremi Unuttum
Son Eklenen Şiirler
  • Sol Anahtarının Çengelinde
  • Yüzyılın Aşkı
  • Ne Güzeldir, Pendik te Zaman
  • Daha On Yaşındayım
  • Hasret Zehirli Yılan
  • Baban Mı Derler
  • İşte benim Sevgim
  • Her Nefeste Desem
  • Uzay Ve Dünya
  • Toplam Şiir : 27914
  • Toplam Şair : 4521
Dost Siteler
 
  • Duygusal Çocuk
  • Sevgiliye
  • Forum
  • Sensiz Kaldım
  • Rüya Tabirleri
  • Oyun Yerimiz
  • Ders Yerimiz
  • Kadınca
  • Kemal Tahire Mektup

    «Malatya» diyorum,
    senin çatık kaşlarından başka bir şey gelmiyor aklıma.
    Bursada kaplıcalar
    Amasyada elma
    Diyarbakırda karpuz ve akrep.
    fakat senin oranın,
    Malatyanın
    nesi meşhurdur,
    yemişlerinden ve böceklerinden hangisi,
    suyu mu, havası mı?
    Düşün ki hapisanesi hakkında bile fikrim yok.
    Yalnız :
    bir oda,
    bir tek penceresi var :
    çok yüksek olan tavana yakın.
    Sen ordasın
    dar ve uzun bir kavanozda
    küçük bir balık gibi...
    Teşbihim hoşuna gitmeyebilir.
    Hele bu günlerde
    kendini kafeste arslana benzetiyorsundur.
    Haklısın Kemal Tahir,
    emin ol ben de öyle,
    muhakkak ki arslanız,
    şaka etmiyorum
    hattâ daha dehşetli bir şey :
    insanız...
    Hem de hangi tarihte, hangi sınıftan,
    malum...
    Lâkin demir kafesle kavanoz bahsinde iş değişmiyor,
    ikisi de bir,
    hele bu günlerde...
    - Bunu içerde rahat ve masun
    yatan bilir - ...
    Hele bu günlerde,
    Sarıyerli Emin Beyin fıkralarına gülmek,
    sevgili kitapların ve domatesin lezzeti,
    tahtakurularına rağmen uyku
    - günde üç tatlı kaşığı Adonille de olsa -
    ve Tahirin oğlu Kemal
    hattâ mektup gelmesi senden
    ve hattâ ses duymak, dokunmak, görebilmek havanın ışığını,
    karıma olan aşkımdan başka
    nefsimin herhangi bir rahatlığını
    affedemiyorum...

    Fartı-hassasiyet?
    Değil.
    Döğüşememek,
    bir mavzer kurşunu kadar olsun
    bilfiil
    doğrudan doğruya...
    Ancak kavgada vurulan acı duymaz
    ve kavga edebilmek hürriyetidir
    en mühimi hürriyetlerin.
    İçerim yanıyor, Kemal,
    dışarım serin...

    Anlıyorsun ya,
    zaten ettiğim lâf
    bizim lâflarımızın herhangi biri :
    çok konuşulmuş,
    ve konuşulmakta olan...
    Şimdi kim bilir kaç yerde, kaç insan,
    dizlerinde âtıl ve çaresiz yatan ellerine küfredip acıyarak
    bu lâfları ediyor...

    Anlıyorsun ya,
    zarar yok,
    ben anlatacağım yine!...
    Elden hiçbir şey gelmediği zaman
    konuşup anlatmanın alçak tesellisi?

    Belki evet,
    belki hayır...
    Hayır öyle değil.
    Hangi teselli bırak be dinini seversen bırak...
    Bu, düpedüz,
    başın önde, olduğun yerde dolanarak
    kükremek, böğürüp bağırmak, Kemal...


    Oy Ver :

    1 2 3 4 5


    Arkadaşına Gönder     Yazdır
    Şair : Nazım Hikmet // Aldığı Oy : 0 // Okunma : 43
    Copyright © 2009 ŞiirSeli.Com