Menü
  • Ana Sayfa
  • Tüm Şiirler
  • Sizden Gelenler
  • Şairler
  • Yeni Şiirler
  • En İyi Şiirler
  • İletişim
Üyelik Paneli
  • Üye Ol
  • Şifremi Unuttum
Son Eklenen Şiirler
  • Ömrümce
  • Ukala
  • Boyama Kitabı (Çocuk Şiiri)
  • Garibin Sevdası
  • Sarhoş Aşıklar
  • Bulutta Salıncak
  • Annem…! Bir Gülüşüne Güneşi Ku
  • Sincabı Tutamazlar (Çocuk Şiir
  • A b c Ne olursan ol gel
  • Toplam Şiir : 27891
  • Toplam Şair : 4520
Dost Siteler
 
  • Duygusal Çocuk
  • Sevgiliye
  • Forum
  • Sensiz Kaldım
  • Rüya Tabirleri
  • Oyun Yerimiz
  • Ders Yerimiz
  • Kadınca
  • Yeniden Hüzünle...

    İşte yine can sıkıntısı
    bana bir şiir yazdıracak.
    Tırnaklarım uzamış,
    içimde yaralı bir aşk.

    İçimde yaralı bir aşk
    ve birkaç piyes ölüsü,
    birkaç gözyaşı kırıntısı,
    inthar gelgii birkaç.

    Sırtüstü uzandım dünyaya,
    odamın ampulüne bakıyordum,
    ampulün bağlı olduğu borunun
    tavanda kıvrılışına.

    Tavanda kıvrılışına
    birkaç damla gözyaşının,
    birkaç damla tentürdiyot,
    kalbim ağrıyordu, bir yaz-
    günü düştüm sokaklara,
    karanlık sokaklara düştüm,
    bir yaz gecesiydi galiba,
    ürpererek indikçe bayırlardan,
    kimsesiz ve loş alanlara,
    çaresiz, bomboş bir cesettim,
    bir yangın kulesi gibi uğuldayan.
    Kirli, bayat, karanlık-
    bir suyla dolu bir kova,
    olarak kalmıştım dünyada.

    Herkes kim bilir nerdedir-
    şimdi? sevgilim... Kim bilir-
    nerdesin?
    Kalbim-ki bir gün durur-
    var mıydı acaba?

    Ölümü ve tuzlu
    fıstıkları unutmadım.
    hayat tuzlu fıstıkları.
    Sarhoşlar kusardı bir de
    ben varken orda. Dünyada
    1965 yılında.
    Bir savaş ve hüzün korkusuyla
    kahvelere dolardı insanlar.
    Sevgilim! Sevglim!
    "Kanayan yerim benim"
    çürük yumurta, bayat pastırma
    ve
    bamya yenilen bir lokantada
    mareşal fevzi çakmak, koca yusuf
    dünya güzeli fatma
    dostumdular.
    Ben o şehirde yalnızdım
    bunu kimseler bilmez
    gidip gidip ruhtıma
    dururdum.
    Kör bir dilenci vardı, o da-
    dostumdu, beni-
    evlendirmek isterdi kızıyla.
    Ben içimde bir acıyla
    boyna bir resim yapardım.
    Sarı kurdeleli kızlara-
    hikayeler anlatırdım hatta
    uzak dünyalar ve
    albert aynştayn hakkında.
    Onlar
    uzun uzun susarlardı.
    Güzelim kızlar, Hürriyet-
    gaztesi okurlardı
    Ses ve Hafta

    Her şey o kadar birbirinin
    aynıydı, hayat-
    akıp gidiyordu sıkıntıyla.
    Domino taşlarına ve
    bir nehrin akışına benzeyen
    cesur ve genç hayat. Akıp giden.
    Kitapçı vitrinlerini
    ve
    alanları hızla eskiten-
    hayat, bazen-
    beni heyecanlandırırdı.
    Yağmurlu, ıhlamur ağaçlı bir yolda
    kocaman eflatun bir güneş
    tıkanırdı gırtlağıma
    onu karnıma sokardım.
    Güneşi, göğsüme ve karnıma.
    Akşam-
    beni bulurdu bir koyda.
    Kırlara doğru
    koşardım ber bağırtıyla.
    Az önce ıslanmış kırlara,
    serin ve bereketli,
    her zaman bağışlayan,
    o taze ve hüzün-
    anası kırlara...

    Sevgilim! Sevgilim!
    Gece-
    yürüyor.
    Dünya-
    yürüyor ordularla.
    Kitaplara ve matbaacı-
    çıraklarıyla. İçimde-
    bir dağ çeşmesi akıyor...
    Sabah oldu oluyor anında-
    eski, külüstür, kömür-
    yüklü sarı bir kamyonla
    yanında durmuştuk, orman-
    battaniyeliydi hala.
    Bir hastane odasında-
    sabaha karşı, yaralı-
    bir onbaşı gibi uyuyordu.
    Sabaha-
    karşı bir hastane odasında-
    aklıma çanlar geliyor.
    Bir adam-
    kesik çocuk başları satıyor.
    Yeniden
    hüzünle başlıyorum bir-
    romana...


    Oy Ver :

    1 2 3 4 5


    Arkadaşına Gönder     Yazdır
    Şair : Ataol Behramoğlu // Aldığı Oy : 0 // Okunma : 46
    Copyright © 2009 ŞiirSeli.Com